Şunu baştan ifade edelim ki, kitap yazmak çok emek, özveri ve sabır isteyen aynı zamanda zahmetli ve külfetli bir iş. Ancak ne var ki böylesi bir ürünün müşterisi çok fazla olmuyor maalesef. İlkokulda başlayıp üniversiteye kadar öğrendiğimiz, hayatımız boyunca da birçok kez hatırlanan bilgilerin yer aldığı bir kitap 2500 Tl’ye alıcı bulurken hiç karşılaşılmayan bilgilerin bin bir zahmetle elde edildiği kitaplar ise ortalama 25 Tl’ye alıcı bulamıyor.
Devlet desteği almamışsanız, her hangi bir siyasi görüşü arkanıza almamışsanız, her hangi bir örgüt, cemaat gibi kuruluşlarla da ilişkiniz yoksa kitabınız ne kadar kaliteli bilgiler içerse de müşteri bulmanız oldukça zor. Zaten kıt kanaat geçindiğiniz gelirinizden reklam için ayıracak paranız da yoksa yandı gülüm keten helva. Bu emekler zayi olmamalı, bu kitaplar çöp olmamalı, mutlaka okunmalı ama nasıl? TV dizilerinden ve sosyal medyadan insanları kaldırıp kitapla nasıl buluşturulmalı?
Gazetemizin imtiyaz sahibi ve aynı zamanda gazeteci yazar Kerem Engin bey kardeşim de kendisi kitabın ve emeğin kıymetini en iyi bilen birisi olduğu için sağ olsun kitapla ilgili yazıları gazetesinde yayınlama fırsatı verdi bizlere. Bu vesileyle kendisine yazar arkadaşlar adına şükranlarımı iletiyorum. Dedikten sonra gelelim kitaba.
Ahmet Özkaya kardeşimin “Antikapitalist Müslümanlık” kitabından sonra “Anksiyete Toplumu” kitabı da okuyucuların istifadesine sunuldu. Sağ olsun bize de PDF olarak göndermiş okuyup istifade edelim diye. Belki kitabın başlığı toplumumuza yabancı gelebilir ama okunduğunda içeriği aa bizden biriymiş dedirtecek bir kitap. Tarihi biraz geriden alarak insan ve hayata bakışını 18 ve 19 yüzyıllardan itibaren irdelemiş. Felsefe ve din ilişkilerini o dönemlerde dile getiren yazarlardan, fikir ve düşünce insanlarından örnekler vererek renklendirmiş kitabını. Günümüz Müslümanlarının Allah tasavvurunu o dönemin modern akılla Tanrıya ulaşma veya onu yok etme paradokslarını ince motiflerle işlemiş. Bu anlamda kitabın akışı Tolstoy’un “itiraflarım” kitabına benzemiş.
Tolstoy da ömrünün sonuna yaklaştıkça geçmişteki bilgilerini gözden geçirmiş, Tanrıya ulaşmak için kilise eğitimleri almış ve fakat modern bilimleri öğrendikçe hep eksiklik hissetmiş. Modern bilimcilerin hayatı anlamsız bir şekilde sonlandırmasını da eleştirip “hayat bu olmamalı” diyor Tolstoy. Ahmet kardeşim de bunu doğu-batı ekseninde sıkışan Müslüman coğrafya için yapmış. Her ne kadar geleneksel din anlayışı felsefeye karşı çıksa da kendi dogmatik parametreleriyle de bugün batı dünyasının ulaştığı seviyeye gelemediğine vurgu yapmış.
Modern insanda araçsal akıl hakim konuma gelmişti. Dünya akılla kurulacaktı ve din yok oldukça insanlık daha iyiye gidecekti. Ama olmadı diyor Özkaya, dünya daha iyiye gitmedi, ancak dünyanın bir kesimi ekonomik olarak daha iyiye gitti. Fakat bunu da sömürerek talan ederek başardılar. Kısaca şunu söylemek gerekir ki, doğunun dogmalarıyla batının sömürgeci tutumu insanlığı bir çıkmaza sürüklüyor. Elbette bunun da bir çıkış yolu var, onu da kitaptan öğrenin. Kitapta bunun gibi çok daha değerli bilgiler var fakat kitabı buradan anlatmakta olmaz. Emeğe saygı gösterip, alınıp okunmalı.
Anksiyete’yi mi merak ettiniz, valla bende ilk defa duyduğum için önce araştırdım sonra da Ahmet kardeşimi arayıp isim tercihini sordum. Aslında Anksiyete tıbbı bir terim ve psikolojik rahatsızlıklar için kullanılıyor. Uzmanlar, günlük hayatımızda ara sıra Anksiyete yaşamanın olağan bir şey olduğunu söylüyorlar. Abi, adını “psikoloji tolumu” koysam hastalıkla ilgili bilgilerin yer aldığı kitap sanıp belki okumayacaklardı. Belki aynı anlama gelen Anksiyete’yi kullandım biraz da dikkat çeksin istedim diyor Ahmet kardeşim. İyi de etmiş, eline, yüreğine kalemine sağlık. Bilgi böyle paylaşılır, paylaşıldıkça çoğalır. Sayende ben de bilmediğim bir şeyi öğrenmiş oldum. Artık bundan sonrası meraklılarına, inşallah çok merak edip bol okuyanın olsun kardeşim.
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…